Kadınların hak mücadelesi, artık yalnızca bir eşitlik meselesi değil; aynı zamanda küresel adaletin en kritik sınavlarından biri.
1946 yılından bu yana Birleşmiş Milletler çatısı altında düzenlenen Kadının Statüsü Komisyonu (CSW), bu mücadelenin en güçlü küresel platformlarından biri olmaya devam ediyor. Her yıl New York’taki BM Genel Merkezi’nde gerçekleşen bu buluşma, hükümetleri, sivil toplumu ve uluslararası aktörleri aynı masa etrafında bir araya getiriyor.
2026 yılında düzenlenen 70. Oturum (CSW70) ise bu uzun yolculukta yeni bir eşiğe işaret etti.
Bu Yılın Teması: Adalete Erişim
CSW70’ün ana odağı oldukça netti: Kadınların ve kız çocuklarının adalete erişimini güçlendirmek.
KAGİDER ile katıldığım bu süreçte, 9–16 Mart 2026 tarihleri arasında yalnızca resmi oturumlarda değil, koridor sohbetlerinde de önemli bir dönüşüme tanıklık ettim. Bu yılın ruhu, önceki yıllardan belirgin biçimde farklıydı.
Bir Kırılma Noktası: “Ne?” Değil “Nasıl?”
Bu yılın en çarpıcı farkı artık kimsenin “Ne yapılmalı?” sorusunu sormamasıydı.
Herkesin odağı aynı noktadaydı, “Nasıl uygulanacak?”
Bu değişimin arkasında ise sert bir gerçeklik yatıyor:
• Mevcut hızla ilerlenirse küresel toplumsal cinsiyet eşitliğine ulaşmak 300 yıl sürebilir.
• Son yıllarda 1 milyardan fazla kadın, haklarında gerileme veya duraksama yaşadı.
Bu tablo, söylemden eyleme geçişin artık bir tercih değil, zorunluluk olduğunu açıkça ortaya koyuyor.
Dijital Şiddet: Sessiz Bir Krizden Küresel Gündeme
CSW70’ün en güçlü başlıklarından biri hiç şüphesiz dijital şiddet oldu. Bu konu artık bir alt başlık değil, küresel politikanın merkezinde. Çünkü veriler çarpıcı:
• Dünya genelinde 1,8 milyar kadın (%44) dijital şiddete karşı yasal korumadan yoksun.
• Ülkelerin %40’ından azında bu alanda koruyucu yasa bulunuyor.
• İnternet kullanan kadınların önemli bir kısmı çevrimiçi şiddete maruz kalıyor.
• Kadın gazetecilerin dörtte biri fiziksel şiddet tehdidi alıyor.
Teknoloji, fırsatlarla birlikte yeni risk alanları da yaratıyor. Ve bu riskler artık görmezden gelinemeyecek kadar büyük.
Zorlu Müzakereler: Küresel Uzlaşı Ne Kadar Mümkün?
CSW’nin en kritik çıktısı olan Agreed Conclusions, bu yıl da yoğun müzakereler sonucunda kabul edildi.
Ancak bu süreç kolay olmadı.
• “Toplumsal cinsiyet eşitliği” gibi kavramların tanımı bile tartışma konusu oldu.
• Dijital şiddetin kapsamı ve teknoloji şirketlerinin sorumluluğu uzun pazarlıklara sahne oldu.
• Bazı ifadeler, uzlaşı sağlanabilmesi için bilinçli olarak yumuşatıldı.
Bu gerilimlerin arkasında ise küresel gerçeklik var:
• Kadınlar, dünya genelinde erkeklerin yalnızca %64’ü kadar yasal hakka sahip
• Ülkelerin %54’ünde hâlâ rıza temelli tecavüz tanımı bulunmuyor
Bu tablo, müzakerelerin neden bu kadar çetin geçtiğini açıkça anlatıyor.
Öne Çıkan Kazanımlar
Kabul edilen metin, bazı kritik alanlarda önemli ilerlemeler içeriyor:
1. Adaletin Tanımı Genişledi
Artık adalet yalnızca hukuk sistemiyle sınırlı değil; ekonomik güçlenme, sosyal destek ve dijital güvenlik birlikte ele alınıyor.
2. Hukuki Destek Önceliklendirildi
Kadınlar için erişilebilir ve ücretsiz hukuki destek mekanizmaları vurgulandı.
3. Dijital Şiddet Güçlü Şekilde Tanındı
Bu alan, ilk kez bu kadar net ve güçlü biçimde politika metninde yer aldı.
4. Veri ve Hesap Verebilirlik Ön Planda
Cinsiyete duyarlı veri sistemleri, ilerlemenin ölçülmesinde kritik araç olarak konumlandı.
5. Kurumsal Temsil Açığı Gündemde
Adalet sistemlerinde kadınların temsili hâlâ yetersiz:
• Güç pozisyonlarının yalnızca %43’ü kadınlara ait
• Üst düzey görevlerde düşük gelirli ülkelerden kadın temsili yok denecek kadar az
CSW70’ten Çıkan 5 Büyük Eğilim
1. Norm üretiminden uygulamaya geçiş hızlandı
2. Adalet kavramı çok boyutlu hale geldi
3. Dijital şiddet kalıcı bir küresel gündem maddesi oldu
4. Veri ve ölçüm sistemleri merkezî rol kazandı
5. Küresel uzlaşının kırılgan ama mümkün olduğu görüldü
Gerçeklik: Politika Değil, Hayat Konuşur
Tüm bu tartışmaların ötesinde gerçek tablo hâlâ çarpıcı:
• 78 milyon kadın doğum kontrol yöntemlerine erişemiyor
• Her 3 kadından 1’i, hayatı boyunca en az bir kez şiddete maruz kalıyor
Bu veriler bize şunu hatırlatıyor: Politikalar ne kadar güçlü olursa olsun, gerçek değişim kadınların günlük yaşamında hissedildiğinde anlam kazanır.











